İLAMER'DE PROF. DR. SÖNMEZ KUTLU'DAN "İMAM MATURİDİ VE MATURİDİLİK" SEMİNERİ

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Mezhepleri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sönmez Kutlu, 20 Mayıs 2017 tarihinde İlahiyat Araştırmaları Merkezi'mizde "İMAM MATURİDİ VE MATURİDLİK" konulu seminer vermiştir.

 

                                  İMAM MATURİDİ VE MATURİDİLİK

                                                

   Müslümanlar buhranlı bir dönemden geçiyor; artık dinin siyaseti yapılıyor, siyaset dinleştiriliyor. Bu buhranlı dönemde Müslümanlar farklı anlayış biçimlerine göre dört yola ayrılmış;

1- Tasavvufi yol

2- Şii irfancılık- Şiilik yolu

3- Selefilik

4- Hanefi- Maturidi yolu.

    Özellikle kategoriyi çatışan gruplar düzeyinde üçe indirirsek; Şiilik İran’a ait bir yol, Selefilik Arap’ların ve Hanefi- Maturidi çizgisi ise Türklerin yolu olarak karşımıza çıkmaktadır.  Şiilik ve Selefilik çatışmakta, orta yol ise akılcı- reyci çizgi sahibi Hanefi- Maturidilik olmaktadır. Türkiye’de bu çizgi kabul görmekte, fakat bunlar üzerinden yapılan akıl yürütme ve yorumlar hoş karşılanmamaktadır. Fakat şu bilinmelidir ki; üçüncü yol olarak nitelendirdiğimiz Hanefi- Maturidi yolu kendi içinde çeşitlilik arz etmektedir ve bu çeşitlilik yorumlardan kaynaklanır; nitekim yorumlar din değil, dinidir. 

      Diğer taraftan Türk Müslümanlığı’nın oluşumunda bu ekole dayanan üç temel vardı; akla dayalı olması, ahlakı merkeze alması ve özgürlüğü önemsemesi. Zaten din dediğimiz olgu insana faydalı olmak ve maslahatlarını düzenlemek için gönderilmiştir. Özetle din insan içindir ve dinin maksadı da; canı, malı, nesli, dini ve aklı korumaktır.

   İmam Maturidi’ye göre iman ile amel eşit değildir, nitekim amel yapılan ibadetlerle arttırılabilirken, imanın arttığından bahsedemeyiz, çünkü iman kalpten gelir ve herhangi bir ölçüm şekli ve müdahale mümkün değildir. İman konusunda müdahalenin mümkün olmamasının yanında, zorlamayla yapılan amelin geçerliliği de sıkıntılıdır, İran örnekliğinde bu durum net şekilde görülmektedir.

    16. yüzyıla kadar bilginin alanları, türleri ayrılmamıştı, Maturidi’nin önemi bilgiyi üretmeye başlarken onları kısımlara ayırması böylece kuram oluşturmasından kaynaklanıyor. İmam Maturidi’ye göre bilginin kaynakları; akliyat, sem’iyyat olarak isimlendirilen vahiy ve duyuları ifade eden hissiyat şeklinde üç tanedir.

    İmam Maturidi Müslümanların kardeş ve eşit olduğunu “Allah sizi bir tek nefisten yarattı” ayeti bağlamında kadın ve erkek olarak açıklayarak iki cinsin yaratılış konusundaki eşitliğine vurgu yapar. Maturidi’ye göre üstünlük takva ve ta’limdedir.

   Diyanet ve siyaset ayrımı da İmam Maturi ile ortaya çıkmıştır, bu ayrım sonucu olayları sağlıklı bir şekilde değerlendirmek mümkün olmuştur. İmamet, halifelik vb. kavramlara dini anlam yüklemeyip diyaneti siyasetten ayrı tutmuştur.

   İmam Maturdi’yi önemli kılan sistemli bir ilim adamı olması ve yaptığı tasniflerle kendisinden sonra gelenleri de aydınlatması olmalıdır; sonuç olarak bir gelenek olarak devam eden MATURİDİLİK…